İnternet Değişiyor

İnternet Değişiyor

Uzun zamandır Medium ve benzeri platformlara yazmak yerine, kendi sitemde yazıyorum. Hatta geçenlerde, buradaki yazılarımı da kendi bloguma taşıdım. Kontrolünün kendimde olmasını tercih ediyorum. Bu kararımı özellikle Medium kazanç sağlama ihtiyacından dolayı abonelik sistemine ve okumaya devam etmek için aboneliğe mecbur etme sistemine geçince vermiştim.

Fakat Medium’un sağladığı önemli bir şeyi de terk etmek manasına geliyordu bu. Platform bir dağıtım aracıydı. Burada yazdığımda tüm platform içerisinde tam bir dağıtım sağlıyordu. E-posta atıyor, önerilenlere gösteriyordu. Yazdıklarım daha fazla insana erişebiliyordu. Bir de tabii ki insanlar burada takip edebildiği için özel olarak onlara bildirim de gidiyordu.

Benzeri bir çaba Blogspot zamanlarında da vardı. WordPress kullanıcıları istedikleri blogları takip edebiliyordu. Hâlâ öyle sanırsam. Bu da dağıtım ve erişimi kolaylaştırıyor haliyle.

İşte Medium’u bırakınca bu kolaylıktan vazgeçmiş oldum. Dağıtımı kendim halletmek için bir e-bülten eklemiştim siteme, sadece bana abone olanlara yazı çıktıkça haftalık olarak e-posta atıyor. Bir de tabii içerik ürettikçe sosyal medya hesaplarımda ayrı ayrı paylaşıp insanlara eriştiriyor ve haber veriyordum.

Hey bakın, yeni bir yazı yazdım.

Ancak, bağımlı olmamayı bu kolaylığa tercih ettim ve buna hiçbir zaman pişman olmadım. Zaten bağımlılık bu şekilde yaratılıyor.

Medium bir şirket; bağlı bulunduğu katı kuralları, resmi olarak yer aldığı devletin kuralları ve benzeri şeyler bulunuyor. Sadece belli bir konuda konuştuğum için, kiracısı olduğum bu platformdan uzaklaştırılmak ve o ana kadar ürettiğim her şeyin silinmesi çok kolay. Sadece ayrık otu olarak herhangi bir platformdan çok kolay şutlanabiliyorsunuz.

Benzerlerini defalarca diğer platformlarda da gördük. GitHub, Instagram, Facebook, Twitter.

Sadece bireysel sorunlar olmasına da gerek yok. Yaşadığınız devletin, platformun bulunduğu devletle sorun yaşaması da sizin zarar görmeniz manasına geliyor. Örneğin, Amerika ve İran sorunları sebebiyle, GitHub İranlı kullanıcıların hesaplarını kapatmıştı.

Bu motivasyon benim kendi blogumda yazmamın en güçlü motivasyonlarından biriydi hep. Kiracı olmak yerine sahip olarak devam etmek.

Fakat bu teknik bir okuryazarlık gerektiriyor. Ben yazılımcı olduğum için bu sahiplik sorununu çok kolay aşıyorum ancak ya sıradan kullanıcılar? Evet internet dağıtık bir yapıda, çok kolay kendi blogunuzu kurabiliyorsunuz. Ancak o kadar da kolay olmuyor gerçek hayatta. Bu sebeple zaten Medium gibi platformlar kazanç sağlayabiliyor. Düzenli blog tutmak isteyen insanlar genelde bir platforma kiracı olmaktan başka çare bulamıyorlar.

Ben kendi sitemde yazarken, dağıtım sorunu da canımı sıkıyordu ve bunu çözmek adına da pek çok şey araştırıyordum. En azından sosyal medya platformları arası dağıtım sorununu çözebilmek adına, en başta Mastodon ile meşhur olan ActivityPub protokolünde bir dağıtık hesabım olursa, sadece bir kere paylaşırım ve tüm Mastodon sunucularından takipçilerime ulaşacağı için bir sorunu çözmüş olurdum. Sonra benzer şekilde BlueSky ve ATProto ile çözmeye çalıştım.

Ancak sadece sosyal medya değildi dağıtımın temel sorunu. Yine oradan tıklayıp benim siteme geliyorlar ve Medium’da olduğu gibi, sadece uzun format yazılarım için takip edenler keyifli bir deneyimle yazılarımı okuyamıyorlar.

Sonra bir gün Jack Dorsey Nostr denen şeyden bahsetti. Sihirli bir şekilde, yaşadığım tüm sorunlarım bir anda çözülmüş gibi oldu.

Son iki yıldır aktif olarak Nostr protokolüne dair ne varsa kullandım. Sadece bir delirehberi@emre.xyz kullanıcım var. Blogumda yazdığım her yazı Nostr ağında ve sadece Nostr uyumlu Medium benzeri (Yakihonne) tarzı istemciler ve uygulamalarla girenler uzun format yazılarımı görürken, Twitter benzeri (Primal) uygulamalar kullananlar tweetlerimi görüyor ama hepsi aynı hesabımı aynı şekilde takip ediyor. Bu sadece dağıtık bir sosyal medya deneyimi değildi, internetin nasıl dönüştüğünün bir ön izlemesiydi.

Sadece yazılı değil, görsel medyayı ve diğer sosyal etkileşimlerin tamamını dönüştüren bir ön izleme. Daha da güzeli ortada bir şirket yok, yani herhangi bir yerde hâlâ kiracı değilim. Tüm içeriklerim benim, internet üzerinde pek çok farklı sunucuda aynı içerikler bulunabiliyor ve haliyle bir kurumun beni sevmemesi sebebiyle silinemiyor. Veya bir devlet tarafından ne hesabımın ne de içeriklerimin engellenmesi ne teorik ne de pratik olarak mümkün değil.

Yani hem dağıtım sorunum, hem verilerimin sahipliği sorunu, hem de engellenebilirlik sorunum aynı anda çözüldü. Blog içeriklerim Nostr ağında, okumak için siteme girilmesine gerek yok. Tweetlerim Nostr ağında, aynı istemci uygulama ile o da görülüyor. Resimler (Instagram), videolar (YouTube), yazdığım kodlar (açık kaynak, GitHub), üstünü çizdiğim yazılar, okuduğum kitaplar (Goodreads), izlediğim filmler (IMDb), hepsi aynı ağda ve hepsi uygun uygulamaları ile aynı hesabımdan görüntülenebilir. Hatta hepsini destekleyen tek uygulamayla da görünüyor. Hatta https://nostr.emre.xyz üzerinde her aksiyonun görüntülenebileceği bir şey bile yaptım.

Nostr bana o kadar büyük bir gelecek perspektifi gösterdi ki, herkesle paylaşmak adına da https://nostr.org.tr adındaki web sitesiyle birlikte, sıradan kullanıcılar için Nostr’ı anlatmak görevini birkaç arkadaşımla birlikte üstlenme kararı aldık.

Eğer benzer dertleriniz varsa sizi de Nostr ağında görmek ve topluluğumuza kabul etmekten mutlu oluruz. Potansiyeli bu kadar büyük bu ağa hepiniz davetlisiniz.

Daha fazlasını öğrenmek için https://nostr.org.tr’yi ziyaret edebilir veya bana e-posta ile de ulaşabilirsiniz. Her türlü sorunuzu cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.

Sağlıcakla kalın.


Write a comment